İnsanlar ve tüm diğer kara memelileri, uyurken kısmi bilinçli ya da tamamen bilinçsiz oluyorlar. Uyurken, kendi kendimize
kontrol edebildiğimiz istemli kasların kapanmış olması ve algıların
askıya alınması memeliler için çok önemli. Eğer öyle olmasaydı, sürekli
kendimize zarar vermiş olarak uyanır ya da algılarımızın çalışıyor
olması nedeniyle hiç uyuyamazdık.
Yunuslar da memeli canlılar grubundalar. Ama uyku mekanizmaları
daha farklı işliyor. Deniz memelileri “tek yarımküresel yavaş dalga
uyku” denilen farklı bir formda uyuyorlar. Bir başka deyişle;
beyinlerinin yarısı uyanık ve alarmdayken, diğer yarımküresi derin bir
uykuda oluyor.
Beyinlerinin hangi kısmı kapalı ve uykudaysa, aksi
yöndeki gözlerini kapatıyorlar. Bu esnada beynin diğer yarısı çevrede
neler olup bittiğini izlemeye ve nefesi düzenlemeye devam ediyor. Bazen
tamamen hareketsiz kalıp suyun yüzeyine doğru sürüklenseler de genelde
yüzmeye devam ediyorlar.
Yunus parkları gibi kısıtlanmış bir alanda alıkonulduklarında ise suyun dibinde, hiç hareket etmeden uyumayı tercih ediyorlar.
Yunuslar, 24 saat içinde
birer kere olacak şekilde beyinlerinin her iki yarısını toplamda 4
saatlik bir uykuya alıyorlar.
Bu şekilde uyuyor olmalarının en büyük
sebebiyse; diğer memelilerden farklı olarak, nefeslerini tamamen
bilinçli bir düzeyde kontrol ediyor oluşları. Ayrıca vücut ısılarını
sabit tutabilmek için yüzmeye devam etmek zorunda olduklarından,
beyinlerinin kasları yönetecek kadar uyanık olması gerek.
